Toplumsal sorumluluk taşımak aydın olmanın birincil koşulu olduğu kadar, doğruları söylemekten kaçınmamak da belirleyici özelliklerinden biridir. Bir ülkenin aydını o ülkenin toprağının dokusuyla, kokusuyla ve duygusuyla özdeşleşmeden o ülkenin değerlerini oluşturup aktaramaz; evrensel bağlarını kurup, toplumları ışıtamaz.
Uğur Mumcu’nun dediği gibi:
"Baskıya boyun eğmeyen, gelen geçen yönetimlere maşalık etmeyen insanlardır çağlarına ve toplumlarına yakışanlar.
Bu topraklarda yıllarca emek için, barış için, demokrasi için, laiklik için, aydınlık için, özgürlük için ve bağımsızlık için yılmadan emek veren aydınlanmacılar; cahilliğin kör karanlığından çıkıp, baskılara boyun eğen ve gelen geçen yönetimlere maşalık yapanlarca yok edildiler.
Üzülerek tanıklık ediyoruz ki ülkemizin üzerine çöken bu karanlık hala devam etmek de halen karanlık güçlerin, mafya, çete artıklarının bir taraftan tehditlerine devam ettiklerini, diğer taraftan da bazı siyasilerle ilişkilerinin olduğunu görüyoruz.
Mevcut iktidarın tüm oyunlarına işbirlikçilerinin tüm baskı ve zulmüne karşın bunu bozacağız. Meşruiyetimizi haklılığımızdan alarak çıktığımız yolda, bazı kesimler kızacak diye mücadeleden vaz geçecek veya onlara şirin görünme hesapları yapacak değiliz. Diğer bir anlatımla, düzenin sahipleri ve sarayın kapıkulları kılıcı zaten çekmiş durumdalar, bizlere düşen bize çekilen kılıçlara karşı demokratik meşru olmak koşuluyla yaşamın her alanında direnmek olacaktır.
Bugün Türkiye’nin 150-200 yıllık demokrasi bikrimi, görkemli Kemalist devrimin ve 100 yıllık cumhuriyetin kazanımları tümüyle sıfırlanma noktasına gelmiştir. Emperyalizmin dümen suyuna girmiş, iktidarı ele geçirmiş egemenlerin belirlediği meşruluk anlayışı, “tek kişi yasalarını” temel alırken, çoğu zamanda bu yasaları bile tanımazken,
Partimiz için meşruluk; doğru ve haklı olanın, Kemalist devrimin ve halkın çıkarına olanın savunulurak mücadele verilmesidir.
Bizlerin mücadelesini haklı ve meşru kılan; ülkenin tüm demokratik değerlerini adeta işgal etmiş bir iktidar ve yandaşlarının vereceği “icazet” değil, işgale, gericiliğe ve haksızlığa başkaldırının, CUMHURİYET HALK PARTİLİ olmanın vazgeçilmez bir gereği ve önkoşulu olmasıdır.
Uğur Mumcu ve demokrasi şehitlerimizi saygı ve özlemle anmanın yetmediğinin, yetmeyeceğinin bilinciyle bu suikastların hesabının er geç sorulacağını unutmayacağız, unutturmayacağız.
İnanıyorum ki korkunun ve cehaletin tutsaklığına karşı, Anadolu aydınları susmadan ve yılmadan mücadelelerini sürdüreceklerdir.
Cahillere yok etmek kalsın
Bizlere var etmek yaşatmak yakışır.
HERKES AMA HERKES ŞUNU İYİ BİLSİN Kİ; NE BU DÜZEN HİÇ DEĞİŞMEYECEK SANARAK YASALARI HİÇE SAYAN İKTİDARIN BASKILARI NE KERAMETİ KENDİNDEN MENKUL ASKER ESKİSİ MİLİTARİST ÇETECİ İŞBİRLİKÇİLERİN, NE MAFYA BOZUNTULARININ, GENEL BAŞKANIMIZA YAPMIŞ OLDUKLARI AŞAĞILIK TEHDİTLER ASLA BİZİ YILDIRMAYACAKTIR. YEDİ DÜVELE KARŞI KURTULUŞ SAVAŞI VERMİŞ BİR GELENEKTEN GELEN PARTİNİN MENSUPLARI OLARAK BU VATAN İÇİN CANIMIZI FEDA ETMEYE HAZIR OLDUĞUMUZU VE DİRENCİMİZİ MUSTAFA KEMAL ATATÜRK VE DEVRİMLERİNİN IŞIĞINDAN ALDIĞIMIZI HERKES BİLSİN.
CUMHURİYET HALK PARTİSİ Adapazarı İLÇE BAŞKANLIĞI olarak Adalet ve Demokrasi Haftası’nda cumhuriyet şehitlerimizi saygı ve özlemle anıyoruz.
AYŞE FÜSUN ÇETİN
CHP ADAPAZARI İLÇE BAŞKANI